ORGANİZASYON

Bir düşüncenin başarılı olabilmesi, vizyon ve misyonunun geçerliliği kadar, iyi bir organizasyona sahip olmasıyla da ilgilidir. Ahilik kurumu bu bağlamda incelediğinde; günümüzde bile rağbet gören bir organizasyon türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Organizasyon, örgütlenmenin yapısını ve işleyiş sürecini ortaya koyar. Bir düşüncenin hayata geçirilişini kolaylaştıran veya zorlaştıran faktörlerin başında, organizasyonun tipi rol oynar.

Örgütlenme yapısını incelerken, ilke ve kuralların yatay ve dikey ilişkilere ortam oluşturduğu görülür. Genel anlamda dikey ilişkiler ağını benimsemiş örgütlenme biçimlerinde bürokratik yapı ağırlıktadır. Yatay ilişkiler ağının geçerli olduğu örgütlenme biçimlerinde ise, bürokratik görünüm daha azdır.

Ahi örgütleri, "yatay örgütlenmeyi" esas alan organizasyonlardır.

Ahilerin organizasyonlarında her bireyin bir "değeri" olup, günümüzde model alınmaya çalışılan "faaliyet örgütü" ve "enformasyon örgütü"nün örneğini oluşturur. Faaliyet türü örgütlenmelerde "emir-komuta" anlayışı ön plana çıkarken, enformasyona dayalı örgütlenmelerde uzmanlık esas kabul edilir.

Bu bağlamda; Ahilik örgütünün organizasyonu incelenirken, dönemin ekonomik, coğrafi ve sosyal şartları göz önünde bulundurulmalıdır. Geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Ahilik örgütünün organizasyonu iki aşamada incelenmelidir: İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethine kadar olan dönem birinci aşama, İstanbul'un fethinden sonraki dönem ikinci aşama.

Birinci aşamada; Ahiler misyonları gereğince toplumun bütün kesimlerini kuşatıcı bir organizasyon türü oluşturmuşlardır. Şeyh, Ahi, Feta silsilesinden ibaret olan organizasyon yapısı emir-komuta tarzında işlemekte ve her zaviye ayrı bir birim olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Her zaviyenin başında bir Ahi, ve geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren organizasyonun başında ise bir şeyh bulunmaktadır. Anlaşılacağı üzere; aynı mesleği yapanların oluşturduğu küçük birimler (zaviyeler) ve bu birimler arasındaki hedef birliğini sağlayan manevi bir otorite vardır.

Hizmet için gereken bütün ögelerle donatılmış olan zaviyelere bağlı üyeler, organizasyonun "ayrılmaz" ve "vazgeçilmez" birer parçası olarak değerlendirilmiştir. Aynı şekilde "feta" olarak nitelendirilen kişiler de, kendilerini sistemin vazgeçilmez ögesi olarak görmüşlerdir.

İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı devleti örgütlenmesini tamamlamış ve Saray, her konuda "güç" sahibi olmak istemiştir. Fetihten sonra Ahiliğin bazı fonksiyonları zayıflamış veya yok olmuştur. Dolayısıyla örgütlenme biçiminde az da olsa farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Fetihten sonra yerleşik hayata uygun olarak bir örgütlenme modeli ortaya çıkmış ve her esnaf grubu için ayrı birimler oluşmaya başlanmıştır. Bu dönemde her esnaf örgütünü temsil etmek üzere oluşan birimler, kendi alanlarıyla ilgili kanun ve tüzükleri hazırlamış ve uygulamaya başlamıştır. İç işlerinde kendi ilke ve kuralları çerçevesinde faaliyetlerini sürdüren birimlerin, halkla ve diğer birimlerle olan ilişkileri de fütüvvetnamelere ve genel hukuk kurallarına göre yürütülmeğe başlanmıştır.

Organizasyon şekli değişmiş de olsa, geleneksel "yatay örgütlenme" biçimi sürdürülmüştür. Yatay örgütlenmenin en önemli özelliği; her birimin birbirinden bağımsız olmasıdır. Sanayi siteleri konumundaki bedestenlerin problemleri, yerinden yönetim anlayışıyla çözülmüştür. Çözülemeyen problemler, merkezi otoriteye aktarılmıştır.

İstanbul'un fethinden sonra, Ahi örgütlerinin yapısı şu duruma gelmiştir:

1- Doğrudan Yönetim Kademesi Olanlar:
a- Yiğitbaşılık,
b- Kethüdalık,
c- Nakiplik,
d- Şeyhlik,
e- İdare Heyeti

2-Doğrudan Yönetim Kademesi Olmayanlar:
a- Üyelerlik
b- Kadılık.

Organizasyonda yer alan her kademeden, problemleri yerinde ve zamanında çözmesi beklenir. Normal şartlarda, hiç bir sorun bir üst kademeye iletilmez. Çözümü bulunamayan konular bir üst kademeye iletilir. Görüldüğü gibi; günümüzün en geçerli örgütlenme modeli, asırlar önce Ahiler tarafından başarıyla uygulanmıştır.

Bu bağlamda, yönetim kademelerinin görevleri şöyle sıralanabilir:

a- Yiğitbaşılık: Seçimle iş başına gelinen en alt yönetim kademesidir. En alt kademe olduğu halde örgüt üyeleriyle örgüt üyesi olmayanlar arasında ortaya çıkan sorunların ilk çözüm yeridir. Halledilemeyen sorunlar bir üst kademeye iletilir. Yiğitbaşı'nın başlıca görevleri şöyle sıralanabilir:

1- Kethüda ile üyeler arasındaki işleri takip etmek,

2- Üyeleri denetleyip, sorunlarını çözmek,

3- Mahkemede üyeleri kethüda ile beraber temsil etmek,

4- Cezaları infaz etmek,

5- Üyeler için sağlanan malzemeyi bölüştürmek,

6- Kalfalığa terfi edecekleri belirlemek ve iyi hal raporlarını tutmak,

7- Törenlerde kethüdaya yardım etmek,

8- Kethüdanın olmadığı durumlarda onu temsil etmek,

b- Kethüdalık: Üyelerin merkezi örgütle iletişimini sağlayan makamdır. Kethüdalar seçimle işbaşına getirilir. Bu makama seçilmenin ön şartları vardır. Belirlenmiş şartları yerine getirmemişler aday olamazlar. Başlıca görevleri şunlardır:

1- Üyelerin işlerini denetler,

2- Üyelerin iş yeri ruhsatlarını düzenler,

3- Üyeler arasında çıkan ve yiğitbaşının halledemediği sorunları çözer,

4- Merkezi otoritenin emirlerini üyelere iletir,

5- Ceza verir ve kadılıkça verilen cezaları infaz eder,

6- Tören günlerini kararlaştırır.

c- Nakiplik: Fütüvvet geleneğinden kalma bir makamdır. Seçimle gelinir. Başlıca görevleri şunlardır:

1- Üyeleri denetlemek,

2- Törenlerde şeyhi temsil etmek,

3- Törenlerde dua etmek,

4- Ustalığa terfi eden üyelere peştemal kuşatmak,

5- Şeyhin istediği üyeyi zaviyeye davet etmek,

6- Üyelerin isteklerini şeyhe iletmek,

7- Zaviyenin hizmetlerini yürütmek.

d- Şeyhlik: Ahilik organizasyonunda tam otoriteye sahip olunan makamdır. Şeyhliğe seçimle gelinir. Bilgi ve tecrübenin yanında aranılan temel nitelik dindarlıktır. Alt kademelerin halledemediği sorunları çözme makamıdır. Şeyhin başlıca görevleri şunlardır:

1- Törenlere başkanlık etmek,

2- Üyelerle ilgili suç ve cezaları incelemek ve ehl-i hibre (bilirkişi) ile cezaları onaylamak veya reddetmek,

3- Üyeleri merkezi otoriteye karşı temsil etmek,

4- Üyelere malzeme sağlamak,

5- Üyelerin diğer işlerini yürütmek.

e- İdare Heyeti: Seçimle iş başına getirilen yiğitbaşı, kethüda, nakip ve şeyhle beraber alanında olgunlaşmış nitelikli üyelerden oluşur. Organizasyonun yönetim kuruludur. İdare heyeti her ayın ilk ve üçüncü Cuma günlerinde olmak üzere ayda iki defa toplanır. Üyelerle ilgili alınmış kararları ve üyeleri ilgilendiren gelişmeleri inceler ve gerekli önlemleri almaya çalışır. Başlıca görevleri şunlardır:

1- Üyeler arasındaki uyuşmazlıkları halletmek,

2- Gelişmeleri üyelere aktarmak,

3- Borç isteklerini görüşmek ve karara bağlamak,

4- Mesleki ve ticarî ahlâkın korunması için gerekli önlemleri almak,

5- Kalite kontrolü yapmak ve kalitenin yükseltilmesi yönünde önlem almak,

6- Gerektiğinde fiyatları belirlemek,

7- Üretimde düşmeyi engelleyici önlemleri almak ve bunları uygulamak,

8- Üretim için gerekli hammaddeyi sağlamak,

9- Üyeleri zarara sokacak fiyat hareketlerini denetlemek,

10- Üye-merkezi otorite arasındaki ilişkileri düzenlemek.

Görüldüğü gibi; Ahilik, tamamen sivil bir organizasyon oluşturmuş ve kendi sorunlarını kendi içinde çözme yoluna gitmiştir. Bu, günümüzde bile, en geçerli organizasyon türüdür.

Bununla birlikte, diğer toplum kesimleriyle ilişkiler ve ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar söz konusudur. Bu durumda genel hukuk kuralları ve bu kuralların uygulayıcıları devreye girer. Organizasyon içinde yer almamakla birlikte organizasyonu da ilgilendiren yönetim birimleri şunlardır.

2- Doğrudan Yönetim Kademesi Olmayan Birimler:

a- Üyelerlik(Ombudsman): Üyelerlik toplum adına denetim görevi gören bir birimdir. Batı demokrasilerinde yaygın olan "kamu hakemliği(ombudsman)" niteliğindedir. Toplumun diğer katmanlarında olduğu gibi Ahilik organizasyonunun üyeleri tarafından uygulanan faaliyetler ve gerçekleştirilen üretim, Üyelerler tarafından denetlenir ve gereken işlemler yapılır. Üyelerlerin çözemediği sorunlar kadılığa aktarılır.

b- Kadılık: Ülkenin genel hukuk kurallarının uygulandığı hukuk birimidir. Her türlü uyuşmazlığın çözüm yeri durumundadır.

Ahilik; ülkenin genel hukuk kurallarına bağlı olmakla birlikte, kendi iç dinamikleriyle işleyen bir yapıya sahiptir. Organizasyonun mükemmel işleyişi, üyelerinin kendilerini "ayrılmaz" ve "vazgeçilmez" biçimde orgazinasyona bağlı görmeleriyle sağlanır.

Bütün hakları saklıdır. © FORSNET