Ahîlik
kurumuna girme ve burada içinde yetişme belirli kademelerde
gerçekleşir. Bir basamaktan bir üst basamağa belirli törenlerle
geçilir. Bu törenler Ahîlikle ilgili fütüvvetnâmelerde geniş
bir şekilde yer verilmektedir.
Ahîlik
kurumunda meslekî yetiştirmeyle ilgili olarak gerçekleştirilen
törenler şunlardır:
-
Çıraklık töreni (yol atası ve yol kardeşi edinme),
- Kalfalık töreni (yol sahibi olma),
- Ustalık töreni (icazet).
Çıraklık
Töreni (yol atası ve yol kardeşi edinme)
Ahîlik
kurumuna kabul edilecek gençler için düzenlenen "yol
atası ve yol kardeşi edinme" töreni, bir giriş töreni
özelliğindedir. Bu tören çıraklığa kabul törenidir. Ahîliğe
girecek gençler ilk önce bir rehber edinirler. Rehber, Ahîliğe
girmek isteyen (çırak olmak isteyen) kişiyi Ahî "baba
adı" verilen reise bildirir ve ona kefil olur. Zaviyede
bir toplantı düzenlenir. Bu toplantıda, genç (çırak adayı)
önce tövbe eder ve Ahî baba tövbeden sonra bir dua okur.
Çırak adayı bu toplantıda kendisine bir "yol atası
(usta)" ve "iki yol kardeşi (arkadaş)" seçer,
bu seçim çırak-usta arasında bir çeşit sözleşmedir. Bu törenin
yapılış şekli, çeşitli fütüvvetnâmelerde geniş bir şekilde
anlatılmaktadır. Çıraklık Töreni şöyle yapılır:
Mecliste,
yeni talip (çırak olmak isteyen) yol atalığına, ustalığa
ve iki yol kardeşliğine (arkadaş) kimleri seçerse nakibe
bildirir; "Ben falanı usta, filan iki kişiyi de arkadaşlığa
seçtim" der. Nakib töreninin yapıldığı yerin ortasına
çırak adayı ile birlikte gelerek, meclistekilere selam verir
ve gencin çırak olmak istediğini belirtir. Ayrıca, nakib
çırak olmak isteyen delikanlının seçtiği usta ve arkadaşları
da bildirir. Meclistekiler "mübarek olsun" der,
salavat ve tekbir getirirler.
Bunun
üzerine aday, hazırlanan hediyeleri yol atası ve yol kardeşlerinin
önüne getirir ve diz çöktürür. Adayın yol kardeşleri de
yanına gelir ve birisi sağına birisi de soluna geçerek diz
çökerler. Ata ve oğul (usta ve çırak) sağ ellerini birbirlerine
sunup, el tutuşurlar. Ellerinin üzerine bir mendil bağlarlar.
İki yol kardeşi çırak adayının eteğinden tutarak birlikte
ustalarını dinlerler. Usta, Hz. Peygamberin sanatla ilgili
bir hadisini okuduktan sonra şöyle nasihat eder:
"Pirinizden
asla yüz çevirmeyiniz, farzları terk etmeyiniz, sünnete
uygun hareket ediniz. Dininizi, malınızı ve ırzınızı koruyunuz,
nereye giderseniz izzetinizi koruyunuz. Edeple oturun ve
söylenen şeyleri güzel bir şekilde dinleyiniz. Sözünüz hikmetli
olsun, yapılması gereken hizmetin yapılışında kusur etmeyiniz.
Kendi kazancınıza dayanmayan şeyleri almayınız."
Ustanın
bu konuşmasından sonra, usta ve üç çırak şöyle dua ederler:
"...
eğer yarın hak dergahında ve peygamber huzurunda kabul benim
olursa sizsiz cennete girmeyeyim ve eğer kabul sizin olursa
bensiz cennete girmeyesiniz ve bana şefaat edesiz.(1)"
Tören
bittikten sonra genç artık Ahîlik kurumuna çırak olarak
kabul edilmiş olur. Bu törenden sonra usta ve çırakları
arasında sıkı bir bağ meydana gelmiş olur.
Ahîlik
kurumundaki eğitim ve öğretime zemin teşkil eden, dayanışma
ve yardımlaşmayı sağlayan tören mânevî bir havada cereyan
eder. Merasim sonunda usta ve çıraklar birbirlerine karşı
hak ve görevlerini büyük bir sorumlulukla yerine getirmeye
çalışırlar. Çırak, ustanın gösterdiği yolda yürür, ona sadakat,
samimiyet ve itaat duygularıyla bağlanır. Ustanın gösterdiği
şekilde hareket eder.
Kalfalık
Töreni (yol sahibi olma)
Çırak,
bağlı bulunduğu sanat kolunda çıraklık devresini başarıyla
tamamlarsa, kalfalığa yükselme hakkını kazanır. Çıraklıktan
kalfalığa geçiş yine bir törenle gerçekleştirilir. Kalfalığa
yükseltilme törenine aynı zamanda "yol sahibi olma"
töreni de denilmektedir.
Yol
sahibi olma töreninden sonra çıraklar, kurumda söz sahibi
olmaya başlarlar. Çıraklık töreninde olduğu gibi kalfalık
törenini de nakib yönetir. Kalfa olacak kişi, kalfalık göstergeleri
olan "şed bağlama" ve "kuşak kuşanmaya"
hak kazanmış olur.
Törende,
kalfa adayı şed bağlar ve kuşak kuşanır. Bu törenin çıraklık
töreninden en önemli farkı, o sanatın dalının nakibi, kalfa
adayı için meclistekilere hitaben; "Azizler bu müridin
iradetine ne buyurursunuz(2)." şeklindeki bir ifadeyle
fikir danışmasıdır. Meclistekilere danışmanın başlıca sebebi
kalfa olacak kişinin kısmen de olsa mecliste ustasından
ayrı olarak tek başına hareket etme vasfını kazanmış olması
ile ilgilidir.
Ustalık
Töreni (İcazet)
Ahî
birliklerinde ustalık törenleri genelde ilkbahar mevsiminde
yapılırdı. Kalfalık süresini başarıyla tamamlamış ve ustalık
becerilerine sahip olmuş kişi ustalığa hak kazanır. Özellikle
usta kalfasının olgunlaştığına inanırsa, ustalığını teklif
eder. Ustalığa yükseltilme töreni de, diğer törenlerde olduğu
gibi, nakib tarafından idare edilir.
Ustalık
töreni şu şekilde yapılır:
Törene
bütün nakibler ve ustalar çağırılır. Bunlar iki halka oluşturur.
Ön sırada nakipler, arka sırada ise ustalar oturur. Müftü
ve kadı da törende yer alır. Ticaret ahlâkı ile ilgili ayet
ve hadisler müftü tarafından okunduktan sonra, usta olacak
kalfa, sağında nakib solunda ustası olduğu halde meclise
girer ve orada bulunanları selamlarlar. Müftünün işareti
üzerine imam Kur'an okuyarak töreni başlatılır. Nakib ayağa
kalkıp yeni ustayı yanına çağırır, fütüvvetin gereklerini
saydıktan sonra doğrulur, sadakat, müşteriye saygı, malına
hile karıştırmamak gibi konularda kendisine nasihat eder.
Daha
sonra usta adayının ustası söz alır ve kendisini yetiştirmek
amacıyla elinden gelen bütün çabayı harcadığını, buna Allah'ın
şahit olduğunu belirterek, kalfasının usta olmaya uygun
olduğunu ve her halinden memnun olduğunu ifade eder.
Kalfasına
dua ederek öğütler veren usta, daha sonra şöyle der:
"Âlimlerin
dediklerini, nakiblerin öğütlerini, benim sözlerimi tutmazsan
ana, baba, hoca, usta hakkına dikkat etmezsen, halka zulüm
edersen, yetim hakkını alırsan ve Allah'ın yasaklarından
sakınmazsan hakkım haram olsun."
Bu
dua ve öğütlerden sonra, usta kalfasının kalfalık peştamalını
çıkarıp, kendi eliyle ustalık peştamalını kuşatır. Bütün
bu yapılanlardan sonra, dua edilir, yeni usta birer birer
meclisteki büyüklerin ellerini öper, dualarını alır, böylece
tören nihayete erer.
DİPNOTLAR
1) Güllülü, S., a.g.e., 1977, s. 160.
2) A.g.e., s. 161.