AHLAKİ EĞİTİM METODLARI

Hedefi iyi insan yetiştirmek olan ahlâkî eğitimle, bireyin toplum içinde ve dışında nasıl davranması ve hangi özelliklere sahip olması gerektiği öğretilir. İyi insan olmanın yolu; bilmek ve bildiğini uygulamaktan geçer. İnsan, fikrini, zihnini, duygularını ve organlarını yaratılış amacına uygun bir şekilde kullanmayı bilir ve bilgisini uygularsa o üstün bir kişilik kabul edilir.

Ahlâkî eğitimi kazandırmak için şu metodlar uygulanmıştır:

- Tedric,
- İsticvab,
- Örnek şahsiyetler gösterme,
- Nasihat etme,
- Telkin,
- Darb-ı Mesel.
- Emr-i bi'l-maruf, nehy-i an'il-münker
- Semâ

Tedric

İnsan doğasına uygun bir şekilde, bilgilerin basitten karmaşıklığa, kolaydan zora, azdan çoğa doğru azar azar verilme şekline denilir. İnsan, yaratılış doğası gereği, yeni bilgileri yavaş yavaş öğrenme yeteneğine sahiptir. Aynı şekilde kötü alışkanlıkların bırakılması da yavaş yavaş olmaktadır. Bu sebeple Ahîlik kurumunun ahlâkî eğitiminde bu metod uygulanmıştır. Tedric metodu ile Ahîlik kurumuna yeni girenlere yeni bilgiler kazandırılmış ve varsa kötü alışkanlıkları ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

Zaviye ve işyerine yeni girenlere başta en basit bilgiler öğretilir ve en basit işlerden başlanır. Böyle bir davranış ile hem kişiye zaviye ve işyeri sevdirilir, hem de öğretme gerçekleşmiş olur.

Tedric metoduyla Ahîlik kurumuna yeni girenlerde -varsa- mevcut bulunan kötü alışkanlıklar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bunun için ilk önce kötülüğe sebep olan şeylerden başlanır.
Tedric metodu, sadece pratikte değil, teorik derslerde de uygulanmış ve öğretime en basit dinî bilgilerden başlanılmıştır.

İsticvab (soru-cevap)

Bu metod daha çok teorik olarak okutulan derslerde uygulanmıştır. Zaviyelerde okutulan dersin özelliğine göre konu öğrencilere bildirilir, fetâlar konuyu dersten önce hazırlar ve böylece konu karşılıklı bir şekilde tartışılarak işlenir.

İsticvap metodunun genel olarak iki faydası bulunmaktadır:

- Muhatabın dikkatini konu üzerine çekmek,
- Muhatabın bilgisini ölçerek, öğreteceğini muhatabın bilgisini dikkate alarak öğretmek.

İsticvab metodunun faydalı olması için soruların rasgele değil, karşısındakini uyaran, zihni konuya hazırlayan ve yönlendiren özelliğe sahip olmaları gerekir. Ahî zaviyelerinde bu yöntemden geniş bir şekilde yararlanılmıştır.

Örnek Şahsiyetler Gösterme

Ahlâkî eğitiminde çok kullanılan metodlardan birisidir. Bu yöntemde kazandırılmak istenilen davranışlar, hangi kişilikte meydana gelmiş ise, o örnek gösterilir ve fetânın o kişilik gibi olması istenir. Özellikle, Hz. Muhammed'in insanlara örnek olarak gösterilmesi bu metodun kullanılmasını kolaylaştırmıştır.

Bu metod şu örnekle de izah edilebilir: Hz. Ebubekir doğruluğun, Hz. Ömer adaletin, Hz. Osman hoşgörülülüğün ve yumuşak huyluluğun ve Hz. Ali ise cesaretin timsali olarak kabul edilmektedir. İşte Ahîlik kurumlarının gerçekleştirdiği ahlâkî eğitimde bunlar örnek şahsiyetler olarak gösterilir ve fetâya bu şahsiyetlerin davranışları hedef olarak gösterilir.

Bu metodun Ahî kurumlarında kullanıldığının bir delili de şudur: Her sanatın bir kurucusu olduğu ve onun, o sanatı en iyi uyguladığı fetâlara belirtilir ve öğretilir. Fetâlar, tezgah başında ise kendisini eğiten en yakın şahsiyete benzemeye çalışır. Bu metot, insan doğasına uygundur. Çünkü, insanlar genelde üstün olarak kabul edilen kişilere benzemek isterler.

Nasihat Etme

Ahî kurumunda uygulanan ahlâkî eğitim yöntemlerinden birisi de nasihat etmedir. Nasihat etme metoduna, genelde Ahî kurumunun prensiplerinden birisinin bırakılması veya kötü bir davranışta bulunulduğu zaman başvurulur. Nasihat etme, kötü olarak görülen bir hatanın düzeltilmesi gerektiğini bildirme yöntemidir.

Telkin Metodu

Telkin metodu bir şeyin fazla tekrarına dayanır. Ahîlik kurumunun prensipleri genelde telkin metodu kullanılarak öğretilirdi. Bir davranış ne kadar tekrar edilirse o derecede alışkanlık haline gelir. Telkin metodunda, telkinde bulunanın kişiliği çok önemlidir. Bu sebeple Ahîlik kurumunda telkin metodunu daha çok üstün vasıflı kişiler kullanmışlardır. Telkin metodu iknaya dayanır.

Darb-ı Mesel (Temsil ile Anlatma)

Ahlâk eğitiminde takip edilen bir diğer metod da, konunun "darb-ı mesel" dediğimiz benzetmelerle anlatılmasıdır. Bu metod, zaviyede anlatılan sözlü konularda çok kullanılmakta idi. Çünkü, bu yöntem tasavvuf eğitiminde geçerlidir. Bu metodla ilgili olmak üzere bir fütüvetnâmede şu örnek olay anlatılır:

"Meğer bir zamanda bir ulu Ahî varudi, birkaç kişiler ana hizmet kılarudı. Bir oğlancık dahi varıdı, Ahî ol oğlancığa koy izzet kularudı. Ol yanundağı kişiler malûl oldular: Andan Ahîye ayıtdılar: Bu cümlemize terbiye kılansun, illâ ona katı izzet idersun dediler. Ahî, bunların her birinin eline bir kuş virdi, ayıtdı: Varın (her) biriniz bir halvet içinde hiç kimse görmesin boğazlan dedi. Pes her biri bir yirde boğazladılar, getirdiler. Ol oğlan alub gittiği kuşu geri diri getürdü. Ahî ayıttı. Neyiçün sene boğazlamadın, diri getirdun didi. Oğlan aydur: Her kanda kim vardumısa gördüm kim Tangrı orda nazırdır, cihanda hiç halvet yir yokdur. Ahî ayıtdı: Her gördünü mi ben ana izzet ettiğim nedendir, bunda çok kabiliyet ve anlamaklık vardır(1)."
Bütün fütüvetnâmelerde darb-ı mesellere rastlamak mümkündür.

Emr-i bi'l-maruf, nehy-i an'il-münker

Bu metod, "iyiliği emretme, kötülükten sakındırma" metodudur. Ahî fetâda veya fetâ başka bir fetâda bir kötülük gördüğü takdirde o kişiyi uyaracak ve kötülüğü ortadan kaldırmaya çalışacaktır. Bu yöntem, diğerlerine göre biraz farklılık gösterir. İyilik emredildikten sonra davranış düzeltilmezse, davranış "nehy-i an'il münker" ile ortadan kaldırılmaya çalışılır.
Bu metodun kullanılmasının sebebi, iyiliğin emredilip, kötülükten sakındırma görevinin Ahîliğin şartları arasında görülmesidir(2).

Semâ

Ahîliği eğitim metodlarından birisi de "semâ" denilen eğlencelerdir. Ahî zaviyelerinde semâ ve raks olduğunu İbn Batuta seyahetnâmesinde belirtmektedir(3).

Ahîlerin "semâ" ve "raks" denilen eğlenceleri gerçekleştirdiklerini ve hatta Mevlevilerin de bu ayinlere katıldıklarını Menakib'ul-Arifin'de okumaktayız(4). Ahîlik kurumunun semâ ve raks eğlenceden çok, bir eğitim metodudur. Semânın bir eğitim metodu olarak kullanıldığı ve Ahîlerin onunla gönül rahatlığına erdiklerini belirten Burgazî bunu şöyle izah etmektedir:

"Semâ ki arifler anda zevk u safa bulur, canun rahatudırki ol nağmeyi aşıkların canı işidür, kuş gibi uçar cilve urur dosttan yana. İmdi semâ canun katığıdur, gönül arzusudur. Ve gökler ve firiştelerün bile semâ içindedür. Şeş cihat (altı yön) her lahza cümbüştedür(5).

Burgazî bu ifadesiyle semânın bir amaç ile yapıldığını ve semâ ile Ahîlerin eğitildiklerini ortaya koymaktadır. Tasavvufun hayat okulları olarak kabul edilen tarikatların bir kısmında semâ metodu, nefs eğitiminde (terbiyesi) kullanılan bir yoldur. Bu yol, Allah'a ulaşma ve kavuşma yollarından biri kabul edilmektedir.

DİPNOTLAR
1) Burgazi, a.g.e., 1954, s. 128-129.
2) Gölpınarlı, A., a.g.e., 1950, s. 217.
3) İbn Batuta, a.g.e., 1971, s. 16.
4) Ahmet Eflakî, a.g.e., 1973; Burgazi, a.g.e., 1954, s. 128.
5) Gündüz, İ., a.g.e., 1983, s. 105.





Bütün hakları saklıdır. © FORSNET